Yuva Bazen Bir Kapının Önünde Başlar
- İlgi Suluoglu
- 22 Şub
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 gün önce
Hayatımda hayvan sahiplenme fikri, ailem zor bir dönemden geçerken ortaya çıktı. Annemle babamın boşanma sürecindeydik ve evde herkesin içinde tarif etmesi zor bir boşluk vardı. O dönemde bir köpek sahiplenmeyi düşünmeye başladık. Aslında amacımız sadece bir tane sahiplenmekti. Bu yüzden günlerce ilan sayfalarına, Facebook gruplarına ve farklı sahiplendirme platformlarına baktık.
Bir gün bize oldukça yakın bir yerde küçük bir hayvan barınağının olduğunu öğrendik. Oradaki bir paylaşımda iki tane yavru kardeşten bahsediliyordu. Çöpün kenarında bulunmuşlardı ve barınağa yeni getirilmişlerdi. Fotoğraflarına baktığımız anda içimiz ısındı. Küçücüklerdi ve birbirlerine sarılarak uyuyorlardı. Onları görmek için barınağa gittiğimizde aslında planımız sadece birini sahiplenmekti.
Fakat barınaktaki görevli bize şöyle dedi: “Henüz çok küçükler ve birbirlerinden ayrılmaya alışkın değiller. İkisini de alabilirsiniz. Biraz büyüdüklerinde diğerini sahiplendirirsiniz.” O an çok düşünmeden ikisini de almaya karar verdik. Eve getirdiğimizde hissettiğim mutluluğu tarif etmek gerçekten zor. Küçücük iki canın eve gelişi, evin atmosferini bir anda değiştirmişti.
İsimlerini Edi ve Büdü koyduk.
İlk günler düşündüğümüz kadar kolay değildi. Sürekli ağlıyorlardı, evin farklı yerlerine tuvaletlerini yapıyorlardı, sürekli acıkıyor ve ilgi istiyorlardı. Ama zamanla birbirimize alıştık. Onları büyütmek, sorumluluk almak ve her gün biraz daha güçlendiklerini görmek bambaşka bir deneyimdi.
Edi çok sağlıklıydı ama Büdü maalesef gençlik hastalığına yakalandı. Tedavisi yoktu ve onu kaybetmek hayatımın en zor anlarından biriydi. Çok kısa bir süre sonra aradan yaklaşık bir ay geçmişti ki kapımızın önüne bir köpek geldi. Ama ölen Büdü’ye o kadar benziyordu ki; yüzündeki lekeler bile neredeyse aynıydı. Kapımızın önünden gitmiyordu. İlk başta kovmaya çalıştık ama birkaç denemeden sonra vazgeçtik. Sanki bize gelmiş gibiydi.

Biz de ona Büdü adını verdik.
O günden sonra Edi ve Büdü yeniden bir araya gelmiş gibi oldu. İkisi de inanılmaz akıllı köpeklerdi. Benim için sadece evcil hayvan değil, gerçekten birer yol arkadaşı oldular. Onlara günümü anlatırdım; sanki beni dinliyorlarmış gibi bana bakarlardı. Bazen cevap veriyorlarmış gibi bile hissederdim.

Canım sıkıldığında yürüyüşe çıkmak istediğimde “hadi” demem yeterliydi. Benden önce kapıya koşar, sanki nereye gideceğimizi biliyorlarmış gibi yola atılırlardı.
Onlar sayesinde kendimi hiçbir zaman gerçekten yalnız hissetmedim. Ve o gün anladım ki bazı hayvanlar sadece bir eve değil, aslında bir insana yuva olmak için hayatımıza giriyor.